Üniversitemizde “Geçmişten Günümüze Ağrılı Âlimler ve Manevi Kalkınmamızdaki Katkıları” Konulu Panel Düzenlendi


Üniversitemiz Ahmed-i Hani Bilim, Kültür ve Sanat Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü tarafından Doç. Dr. Abdülcebbar KAVAK, Yrd. Doç. Dr. Fuat KARABULUT, Yrd. Doç. Dr. İsmetullah SAMİ’nin katılımlarıyla  “Geçmişten Günümüze Ağrılı Âlimler ve Manevi Kalkınmamızdaki Katkıları” konulu panel düzenlendi. Selçuklu Konferans Salonunda gerçekleşen programa idari ve akademik personelimiz ile öğrencilerimiz katıldı. “Geçmişten Günümüze Ağrılı Âlimler ve Manevi Kalkınmamızdaki Katkıları” konulu panel önce ki gün de Doğubayazıt İlçesinde Kutlu Aktaş Konferans Salonunda gerçekleşmiş, Doğubayazıtlı vatandaşlarımızın yoğun ilgisini görmüştü. Moderatörlüğünü Doç. Dr. Mehmet Salih GECİT’in yaptığı panel İslami İlimler Fakültesi öğrencimiz Sait Nur TAŞDEMİR’in Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.
 
Doç. Dr. Abdülcebbar KAVAK “Ağrı İl ve İlçelerinde Yetişmiş İlim ve Fikir Adamları”  başlıklı konuşmasında, Cumhuriyet öncesi Beyazıt Sancağına bağlı olarak adlandırılan Ağrı ve Bölgesinde Sancağa bağlı olarak gelişen tasavvuf geleneğinin kurucularından Ahmedi Hani ve Halife Yusuf gibi âlimlerin ilmi hayatı ve eserlerini anlattı.  Doç. Dr. Abdülcebbar KAVAK; “medrese geleneğinin en güzel temsil edildiği yerlerden biri Ağrı olmuştur.  Orta Asya’da Ahmet Yesevi ile başlayan tasavvuf geleneği ekolü, bizde Ahmed-i Hani sayesinde devam etti.  Ahmed-i Hani ve medrese geleneğinin en önemli temsilcilerinden ilim ve tasavvufi anlamda tevazu örneği Molla Musa Celali Ağrı’da yaşamaktadır. Cumhuriyet döneminde yasaklanan medrese eğitimi ile İslam yaşamı ülkemizde bozularak din adamlarının eksikliği yaşanmıştır Bölgemizde ki İslam âlimleri sayesinde gizliden medrese hayatı geleneği devam ederek İslamiyet’ten uzaklaşma diğer bölgelere nazaran daha az olmuştur” diye konuştu. 
 
Yrd. Doç. Dr. İsmetullah SAMİ “Ahmed-i Hani’nin Dini Görüşleri ve İslami İlimlere Katkıları” başlıklı konuşmasında; “Ahmed-i Hani tarihte eşine az rastlanan bir şahsiyettir ve çok yönlü bir insandır. Ahmed-i Hani âlim ve müderrisliğin yanı sıra, filozof, edebi ve kültürel şahsiyeti ile de ön plana çıkmaktadır” dedi.  Yrd. Doç. Dr. İsmetullah SAMİ  konuşmasını şu şekilde sürdürdü; “Ahmed-i Hani yirmili yaşlarda 4 dili ustaca konuşabildiği için Beyazıt Sancağı altında divan kâtipliği yaptı, daha sonra kendi imkânlarıyla yaptırdığı cami ve medrese ile öğrenciler yetiştirmiştir.”
 
Yrd. Doç. Dr. Fuat KARABULUT “Halife Yusuf’un Dini Görüşleri ve İslami İlimlere Katkıları” başlıklı konuşmasında;  “bir toplumda istikamet üzere devam eden ilim erbabının bulunması o toplumun yarınlarda ilim istikameti üzerine olması anlamına gelir” dedi. Yrd. Doç. Dr. Fuat KARABULUT konuşmasını şu şekilde sürdürdü; “Halife Yusuf Nakşibendi ve Kadri tarikatlarından icazet aldığı için bölgemiz için çok önemli bir âlimdir. Ahmed-i Hani gibi ilmi yazıya taşımıştır ancak toplumun anlaması için daha yalın bir dil kullanmıştır. Yazdığı sekiz eserden zirve eseri olarak adlandırdığımız İrşadu’l İbad (Büyük Şafi İlmihali) eseri medreselerde eğitim dersi kitabı olarak okutulmuştur.”

Basın ve Halkla İlişkiler Danışmanlığı