Ağrı İli’nin En Önemli Turizim Değerleri

Ağrı İli turistik değerleri bakımından çok zengin bir potansiyele sahip olmamakla birlikte özellikle Doğubayazıt ilçesi sınırları çerisinde bulunan ve kutsal kitaplarda yer almış Büyük ve Küçük Ağrı dağları, Meteor Çukuru, bugünkü şehrin güneyinde ve daha yüksek bir konumda olan Eski Doğubayazıt şehri ve bu şehrin dokusu içinde kalan İshak Paşa Sarayı, Doğubayazıt Kalesi ve Ahmed-î Hani Türbesi ile Gürbulak Oluğu’ndaki Üzengili köyünün güneyinde ve sınır kuşağı üzerindeki bir sahada Nuh’un Gemisi olduğu sanılan doğal yapı ve yine bu çevrede bulunduğu iddia edilen Nuh’un kayıp kenti Naxuan ile tanınmaktadır. Ayrıca Urartular dönemine ait olduğu sanılan Toprakkale köyündeki cami ve kalede önemli birer turistik değer olarak önem taşımaktadırlar. 

AĞRI DAĞI
Türkiye’nin en yüksek dağı (5137 m.) olan Ağrı Dağı bütün dünyada kendisi kadar yüksek ve hatta kendinden çok daha yüksek dağlardan daha fazla bilinmektedir. Bunun başlıca üç nedeni vardır. Birincisi, heybetli oluşu, ikincisi, dağcılık yönünden tatmin edici olması ve üçüncüsü monoteist dinlerde önemli bir yerinin bulunmasıdır. Bundan dolayı batılı bilim insanları bu dağın önemini Güney Afrika’nın elması ne kadar değerli ise Türkiye’nin Ağrı Dağı’da o kadar değerlidir şeklinde ifade etmektedirler.

 

Ağrı volkan dağları; Küçük Ağrı (Büyük Ağrı’nın güneydoğusunda ve 3896 m.) ve Büyük Ağrı (5137 m.) olmak üzere, iki dev volkan konisi ile temsil edilir.  Yaklaşık 1200 km²’lik bir kaide üzerine oturmuş olan ve çevrelerinde çok sayıda parazit koniler bulunan her iki dağ kütlesini yaklaşık 3000 metrelerde birbirinden ayıran geniş bir vadi, dağın kuzeydoğusundan güneybatısına uzanan Serdarbulak Geçidi’dir.

Ağrı Dağı, jeolojik-jeomorfolojik niteliklerinin yanı sıra, tufandan sonra Nuh'un gemisine ev sahipliği yaptığı inanışı dolayısıyla da efsanevi kimliğiyle ön plâna çıkan bir dağdır. Yüzyıllardır gezginlerin,  bilginlerin, kişi ve kavimlerin dikkatinden kaçmayan Ağrı Dağı, ülkemizde ve dünyada türkülere, efsanelere, araştırmaya, sinemaya, şiire ve mitolojiye en çok konu olan dağdır.

İSHAK PAŞA SARAYI
Doğubayazıt ilçesi sınırları içinde bulunan ve en eski tarihi eserlerden biri olan İshak Paşa Sarayı, bir mimarî eser olmanın dışında; kurulduğu tepe, kapladığı alan, çevreyle kurduğu ahenk ve muhteşem görünüşüyle geçmiş ve günümüz insanının beğenisini kazanan, feodal toplum düzeninin izlerini, günümüz insanlarına aktaran, değerli bir sınır taşı niteliğindedir.   

Osmanlı İmparatorluğu’nun doğusu için Topkapı Sarayı kadar önemli bir yapı niteliğindedir. Başkentten çok uzakta, bir Osmanlı paşası tarafından yaptırılmış olması ve buraya taşınan Osmanlı üslubunun XVIII. yüzyılın sonlarında ortaya koyduğu eserlerden biri olması yönüyle ilgi çekicidir. İran sınırına yakın bir yerde, ovaya bakan eski Bayazıd şehrinin en hakim tepesine bir kartal yuvası gibi kurulmuş olan bu saray, 1784 (H.1199) tarihinde İshak Paşa tarafından yaptırılmıştır.



Sarayın iç ve dış mimarisinde Osmanlı, Fars ve Selçuklu medeniyetlerinin ortak etkisi vardır. Saray binasının oturduğu yer, Akyayla dağlarının yamaçlarında yer aldığından kayalık ve sert bir zemin niteliğindedir. Sırtını dik meyilli tepelere dayamış olan saray, doğudan küçük bir derenin oyduğu vadiden sonra, Karaburun tepelerinin yalçın kayalıkları ve bu kayalara inşa edilmiş Doğubayazıt Kalesi ile çevrelenmektedir. Eski Bayazıt şehrinin merkezinde olmasına rağmen, sarayın kurulduğu platformun kuzey, batı ve güney cepheleri vadiye açılan uçurum şeklinde inşa edilmiş,  platform sadece doğu yönünde araziye bağlı olduğundan, ana giriş kapısı da bu yönde bırakılmıştır. 

BALIK GÖLÜ
Doğubayazıt şehrinin 60 km. kuzeybatısında yer alan Balık Gölü,  yaklaşık 34 km2lik  yüzölçümü ve 2.241 m.lik su düzeyi yükseltisiyle, ülkemizin en yüksekte bulunan göllerinden biridir. Bir lâv seddi gölü olan Balık Gölü çevresindeki dağlardan gelen küçük dereler, kıyıdaki pınarlar ve yer altı sularıyla beslenir. Kıyıları çamurludur ve özellikle güneydoğusunda küçük sazlıklar, yakın çevresinde tarım alanları ve otlaklar bulunur.



Gölün sulak alan kapsamındaki kısmı 3.800 ha olup, kuzeyinde, üzerinde tarihi kalıntılar da bulunan 4 dekar büyüklüğünde bir ada bulunmaktadır.  Bu adada kuluçkaya yatan kadife ördek (melanitta fusca)  türü ve diğer kuşlar nedeniyle, Türkiye’nin en önemli 100 kuş yaşama-koruma alanından biri olarak kabul edilir.  Göl kıyılarında martı, kuğu, karabatak, angıt gibi kuş türleri de görülüyor. 

METEOR ÇUKURU
Doğubayazıt Kenti’nin 35 km doğusunda, Gürbulak Gümrük Kapısı’nın 2 km kuzeydoğusunda yer alır. Bu çukurun, farklı iddialara karşın 1892 yılında düşen büyük bir göktaşı tarafından oluşturulduğu sanılmaktadır. Çünkü bu silindirik doğal kuyu, Tersiyer kalkerlerini örten kalın ve çatlaklı bazaltlar içinde, 100 yıl önce (1880-1885 yıllarında) geceleyin birden bire açılmış, o gecenin sabahında Gülveren Köyü’nün kaynak suları bulanık olarak akmıştır. Çukurun açılması sırasında meydana gelen sarsıntı geniş bir alanda hissedilmiştir.


Derinliği 60 m’yi ve çapı da 35 m’yi bulan söz konusu çukurun âdeta silindirik bir kuyu şeklinde olduğu dikkati çekiyor. Çukurun iç kenarlarının düzenli şekilde kesilmiş oluşu ve iç yüzeylerin kopma çizikleri taşıması, kuvvetli basınca bağlı bir deformasyon olduğunu ifade etmektedir.

MURAT KANYONU
Diyadin lavı olarak nitelendirilen bazalt akıntısı Davutlar Köyü, Diyadin istikametinde akmış ve Omuzbaşı Köyü’nün kuzeyine kadar olan vadi kesimini doldurmuştur. Daha sonra ise üzerinde kurulan Kezo Dere ve Murat Nehri bu formasyon içine yerleşerek kanyon vadiler meydana getirmiştir. Murat Nehri, Goğebakan Köyu ile Omuzbaşı köyü arasında, Diyadin Kanyonu olarak isimlendirebileceğimiz 100-150 m genişliğindeki vadide menderi hareketler yaparak akmaktadır. Akarsu burada bazaltlar içine 40-50 m kadar gömülmüştür.



Murat Kanyonu, Murat Nehri’nin kaynağından başlayarak Taşlıçay İlçesi’ne kadar devam eder. Yamaçlardaki farklı aşınma sonucu, basamaklı bir biçimde oluşan kanyon tam anlamıyla bir doğa harikasıdır. Murat Nehri’ni her iki yönde kuşatma altına alan kanyonun yamaçları oldukça dik ve derindir. Yamaçların yüksekliği yer yer 50-60 m’ye kadar çıkmaktadır. Bununla birlikte, çeşitli ve zengin bitki örtüsünün varlığı, bu manzarayı tamamlayan bir başka unsur olarak dikkat çeker.

NUH'UN GEMİSİ KALINTILARI
Eski çağlardan günümüze kadar güncelliğini ve gizemini koruyan nadir olaylardan biri de, Nuh Tufanı ve tufan sonucu geminin içindekilerle birlikte nerede karaya oturduğudur. Üç büyük semavi dini temsil eden kutsal kitaplar Tevrat, İncil ve Kuran-ı Kerim yanında, eski çağlarda yaşamış olan önemli kültürlerin hepsinde karşımıza çıkan büyük tufan – Nuh tufanı hakkında antik kaynaklardan modern bilime değin çeşitli görüşler ortaya atılmış ve geminin nerede olduğu konusu ve bulunması için her dönem çok çeşitli araştırmalar yapılmıştır.

Ağrı Dağı pek çok insanın düşüncesinde Nuh’un gemisi ve tufan ile özdeşleşmiştir. Ağrı ili sınırları içinde yer alan ve son dönemlerde çeşitli araştırmacılar tarafından Nuh’un Gemisi’nin izi olarak gösterilen bir diğer alan ise Gürbulak oluğunun güney kesiminde Telçeker (Sürbehan) ile Üzengili (Meşar) köyleri arasında yer alan doğal anıttır. Aslında bu anıt gemi biçimli bir şekildir. Türkiye - İran transit yoluna 3,5 km mesafededir. Nuh Tufanı sonucunda karaya oturan geminin ve Nuh’un kayıp kenti Naxuan’ın bu çevrede bulunduğu öne sürülmektedir. Kutsal gemi ve Nuh’un kayıp kenti Naxuan’ı arama çalışmaları, 1983 yılından beri sürdürülmektedir.    



DİYADİN KAPLICALARI
 Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Murat-Van Bölümü’nde yer alan Diyadin kaplıcaları, yönetim açısından Ağrı İli’ne bağlı Diyadin İlçesi sınırları içerisinde bulunurlar. Diyadin Kasabas’nın 7 km güneyinde bulunan kaplıcalar, Ağrı-Doğubayazıt (İran transit yolu E-80) karayoluna 15 km uzaklıktadır. Kapıcalar alanına yaklaşık 12 km’si asfalt geri kalan kısmı ise stabilize olan düşük standartlı bir yolla ulaşılmaktadır. Diyadin İlçesi’nin bu sınırlar içerisindeki yüzölçümü 1274 km² kadardır. Tektonik kökenli bir depresyon üzerinde yer alan Diyadin Kasabası ise 1930 m yükseltide kurulmuştur.

Bu alan yaklaşık 48 km² kadar olup, bunun 24 km²’si potansiyel jeotermal sahası durumundadır. Doğu Anadolu Jeotermal Alanı içerisinde bulunan sahada tektonik hatlar üzerinde oluşmuş çok sayıda sıcak su kaynağı bulunmaktadır. Nitekim bunlardan en önemlilerini Köprü, Yılanlı, Davut ve Tazekent kaynakları oluşturmaktadır.